⚠️ BIST verileri 15 dakika gecikmelidir.
Fon Tahmin

SPK Düğmeye Bastı: Borsada “Gerçek Dolaşım” Dönemi Başlıyor

2026-06-07 tarihli piyasa akış analizi.

Yazar: Şevket Özhan (Editör) Son Güncelleme: 4 Haziran 2026 Metodoloji: TEFAS / SPK Resmi Verileri

SPK Düğmeye Bastı: Borsada “Gerçek Dolaşım” Dönemi Başlıyor

SPK’nın yeni duyurusu ne anlama geliyor? Basitçe anlatalım.

SPK, 5 Haziran 2026 tarihli bültende önemli ama ilk bakışta teknik görünen bir karar yayımladı. Karar, Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerde kullanılan fiili dolaşımdaki pay oranı hesabını değiştiriyor.

Bu ifade kulağa karmaşık geliyor olabilir. Ama aslında mesele oldukça basit:

Bir hissenin piyasada gerçekten ne kadarının serbestçe alınıp satılabildiğini ölçmeye çalışıyorlar.

Yani soru şu:

“Bu şirketin hisselerinin ne kadarı gerçekten piyasada dolaşıyor, ne kadarı belli kişilerin elinde kilitli duruyor?”

SPK’nın yeni kararı tam olarak bunun daha doğru ölçülmesini hedefliyor.

Önce temel kavramı netleştirelim: Fiili dolaşım nedir?

Bir şirketin halka açık olması ile hisselerinin gerçekten piyasada serbestçe dolaşıyor olması aynı şey değildir.

Örneğin bir şirketin toplam 100 milyon hissesi olsun.

Bunun 40 milyonu borsada işlem görüyor gibi görünebilir. Ama bu 40 milyonun önemli bir kısmı patronun, patronla ilişkili kişilerin, büyük ortakların veya belli kapalı yapıların elindeyse, kağıt üstünde dolaşım var gibi görünse de gerçekte piyasada serbest dolaşım o kadar yüksek olmayabilir.

İşte fiili dolaşımdaki pay oranı, bir şirketin hisselerinin gerçekten piyasada ne kadarının dolaştığını anlatan orandır.

Bu oran neden önemli?

Çünkü piyasadaki gerçek likiditeyi anlamaya yardımcı olur.

Çünkü bazı hisselerin gerçekten ne kadar “dar” olduğunu gösterir.

Çünkü endeks hesaplamalarında, piyasa değeri analizlerinde ve bazı sınıflandırmalarda etkili olabilir.

Çünkü yatırımcı için “bu hissede gerçekten ne kadar mal piyasada var?” sorusunun cevabına yaklaşır.

SPK neyi değiştirdi?

Yeni düzenlemenin özü şu:

Daha önce fiili dolaşım hesabı dışında sayılan kişiler veya gruplar, eğer bir şirketteki paylarını serbest fon veya özel fon üzerinden dolaylı şekilde tutuyorsa, artık bu paylar da fiili dolaşım hesabında dışarıda bırakılabilecek.

Daha basit söyleyelim:

Eskiden bir kişi doğrudan elinde tuttuğu hisseler yüzünden fiili dolaşım dışında kalıyorsa bu açıktı.

Ama aynı kişi bir fonun içine girip, o fon üzerinden aynı şirkette dolaylı pay tutuyorsa, bu yapı bazen piyasada serbest dolaşım varmış gibi görünebiliyordu.

SPK şimdi diyor ki:

“Hayır. Eğer bu paylar gerçekte yine aynı çevrenin kontrolündeyse, sırf fon üzerinden tutuluyor diye bunları serbest dolaşım gibi kabul etmeyelim.”

Yani fon kullanılarak yapılan dolaylı sahiplik de artık daha yakından hesaba katılacak.

Kararın resmi özü nedir?

Kararda kabaca şu mantık yer alıyor:

Eğer fiili dolaşım dışında kabul edilen bir pay sahibi, elindeki serbest fon veya özel fon katılma payları üzerinden ilgili şirkette dolaylı olarak pay taşıyorsa, fondaki sahiplik oranına denk gelen kısım da fiili dolaşım dışında tutulacak.

Bir başka önemli nokta da şu:

Bu veriler 15 Haziran 2026’dan itibaren MKK tarafından günlük olarak hesaplanacak.

Yani bu bir defalık kozmetik bir değişiklik değil. Veri bundan sonra daha dinamik izlenecek.

Bu neden yapıldı?

Bu kararın arkasındaki temel amaç bence çok açık:

Piyasada gerçekte serbest olmayan payların, serbestmiş gibi görünmesini önlemek.

Bazı yapılarda hisseler doğrudan büyük ortakta görünmeyebilir. Bunun yerine fon yapıları üzerinden tutulabilir. Özellikle serbest fon veya özel fon gibi yapılar kullanıldığında, dışarıdan bakan biri “bu paylar piyasada dolaşıyor” zannedebilir.

Ama gerçekte o paylar yine dar bir grubun kontrolünde olabilir.

SPK burada daha gerçekçi bir resim çıkarmak istiyor.

Başka bir ifadeyle:

Kağıt üstündeki dolaşım ile gerçek dolaşım arasındaki farkı azaltmaya çalışıyor.

Çok basit örnekle anlatalım

Örnek 1

Bir şirketin 100 milyon hissesi olsun.

Patronun doğrudan elinde 55 milyon hisse var.

Bu 55 milyon zaten fiili dolaşımda sayılmaz.

Ama ayrıca patronun çok büyük kısmına sahip olduğu bir özel fon da aynı şirketin 10 milyon hissesini tutuyor olsun.

Eski bakışta bu 10 milyonun tamamı piyasada dolaşıyor gibi görünebilirdi.

Yeni bakışta SPK diyor ki:

Eğer patron bu fonda örneğin yüzde 80 oranında hak sahibi ise, fondaki 10 milyon hissenin 8 milyonu da patronun dolaylı kontrolündedir.

O zaman bu 8 milyon da fiili dolaşım dışında tutulmalı.

Yani:

Doğrudan elde tutulan paylar + fon içinden dolaylı kontrol edilen paylar birlikte değerlendirilecek.

Bu da şirketin resmi fiili dolaşım oranını aşağı çekebilir.

Örnek 2

Bir fonun içinde 4 yatırımcı olsun.

Bu yatırımcılardan biri şirketin kontrol ortağı olsun.

Fonun elinde de ilgili şirketin 6 milyon hissesi bulunsun.

Şirketin kontrol ortağı fonda yüzde 50 paya sahipse, bu 6 milyon hissenin 3 milyonu artık onun dolaylı sahipliği olarak düşünülebilir.

Bu durumda o 3 milyon pay fiili dolaşım dışında değerlendirilebilir.

Kalan kısım ise diğer yatırımcıların yapısına göre serbest dolaşım içinde kalabilir.

Örnek 3

Bir şirkette görünen halka açıklık oranı yüksek olabilir.

Ama bu payların ciddi kısmı:

patronla ilişkili yapılarda,

özel fonlarda,

serbest fonlarda,

dolaylı kontrol mekanizmalarında tutuluyorsa

gerçekte o hissenin piyasadaki serbest malı düşük olabilir.

SPK’nın düzenlemesi tam burada devreye giriyor.

Diyor ki:

“Görünen rakama değil, gerçek ekonomik sahipliğe bakalım.”

Bu mantığı biraz daha somutlaştıralım.

Diyelim ki borsada işlem gören bir şirketin büyük ortağı, doğrudan elinde tuttuğu paylar nedeniyle zaten fiili dolaşım dışında sayılıyor.

Aynı zamanda piyasada işlem gören bir serbest fon da bu şirketin hisselerinde ciddi bir pozisyon taşıyor.

Eğer bu büyük ortak, aynı serbest fonun katılma payı sahipleri arasında da yer alıyorsa, artık sadece doğrudan sahip olduğu paylar değil, fon içindeki dolaylı sahipliği de dikkate alınabilecek.

Yani fonun taşıdığı hissenin, o ortağın fondaki payına denk gelen kısmı da serbest dolaşım hesabının dışında bırakılabilecek.

Ama burada önemli ayrım şu:

Eğer o büyük ortak fonun yatırımcısı değilse, sırf fon aynı çevreye yakın görünüyor diye portföydeki hisselerin tamamının otomatik olarak fiili dolaşım dışına atılması beklenmemeli.

Yeni düzenlemenin özü tam olarak burada yatıyor.

Artık sadece “hangi fon hangi hisseyi taşıyor?” sorusu değil, “o fonun arkasındaki yatırımcı yapısı ilgili şirketin hakim ortak yapısıyla kesişiyor mu?” sorusu da belirleyici olacak.

Bu karar yatırımcı açısından neden önemli?

Çünkü birçok yatırımcı sadece fiyat ekranına bakıyor.

Ama bir hissenin hareketini anlamak için şunu bilmek gerekir:

Piyasada gerçekten ne kadar pay dolaşıyor?

Eğer gerçek dolaşım azsa:

hisse daha kolay sert hareket edebilir,

yukarı ya da aşağı daha kolay oynatılabilir,

küçük hacimlerle daha büyük fiyat etkileri görülebilir,

tahtada sığlık artabilir.

Bu yüzden fiili dolaşım oranı kağıt üstünde yüksek görünüyorsa ama gerçekte düşükse, yatırımcı yanlış bir likidite algısına kapılabilir.

SPK’nın bu hamlesi, bu yanlış algıyı azaltma çabası olarak okunabilir.

“Bu karar hisseyi düşürür mü, yükseltir mi?”

Doğrudan böyle okunmamalı.

Bu bir fiyat kararı değil.

Bu, daha çok ölçüm yönteminin sıkılaştırılması.

Ama dolaylı etkileri olabilir.

Örneğin bazı hisselerde resmi fiili dolaşım oranı düşerse:

hissenin gerçek serbest dolaşımının daha düşük olduğu ortaya çıkabilir,

piyasadaki likidite algısı değişebilir,

bazı yatırımcılar hissenin daha sığ olduğunu fark edebilir,

bazı endeks ve sınıflandırma etkileri gündeme gelebilir.

Yani bu karar tek başına “şu hisse çıkar” veya “şu hisse düşer” anlamına gelmez.

Ama bazı hisselerin yapısına dair daha gerçekçi bir çerçeve ortaya koyabilir.

En çok hangi tip hisseler etkilenebilir?

Her hisse aynı derecede etkilenmez.

Daha çok şu tarz şirketlerde etkisi hissedilebilir:

Ortaklık yapısı dar olan şirketler

Patron, aile veya ilişkili tarafların yüksek ağırlığa sahip olduğu yapılar.

Fonlar üzerinden dolaylı sahiplik taşıyan şirketler

Özellikle serbest fon ve özel fon yapılarının yoğun kullanıldığı hisseler.

Fiili dolaşımı kağıt üzerinde yüksek, gerçekte daha sınırlı olan hisseler

Yani dışarıdan bakınca geniş dolaşımlı görünen ama gerçekte payların önemli kısmı belli gruplarda toplanmış olanlar.

Tahtası sığ hisseler

Gerçek dolaşım düşükse, bu karar o sığlığı daha görünür hale getirebilir.

Endeks ve piyasa değeri açısından fiili dolaşım verisine duyarlı hisseler

Çünkü Borsa İstanbul bazı hesaplamalarda MKK tarafından ilan edilen fiili dolaşım verilerini kullanıyor.

MKK’nın günlük hesaplama yapacak olması neden önemli?

Kararın ikinci önemli ayağı burada.

SPK sadece hesaplama mantığını değiştirmedi. Aynı zamanda dedi ki:

Bu veriler 15 Haziran 2026’dan itibaren günlük olarak hesaplanacak.

Bu şu anlama geliyor:

Ortaklık yapısında, fon sahipliğinde, dolaylı dağılımda değişiklik varsa, bunlar daha yakından izlenebilecek.

Yani veri daha canlı hale gelecek.

Bu da piyasaya şu mesajı verir:

“Fiili dolaşım artık daha sıkı ve daha güncel takip edilecek.”

Bu önemli çünkü geçmişte bazı yapılar belli dönemler arasında daha rahat gizlenebiliyor veya geç fark edilebiliyordu. Günlük hesaplama yaklaşımı, sistemin daha hassas çalışacağı anlamına gelir.

Borsa İstanbul tarafında neden önemli?

Borsa İstanbul’un endeks kurallarında fiili dolaşımdaki pay oranı önemli bir veridir. Resmi kural setlerinde de bu verinin MKK tarafından hesaplanıp ilan edildiği belirtilir.

Bu şu yüzden önemli:

Bir hissenin endekslerdeki ağırlığı, fiili dolaşımdaki piyasa değeri ve bazı değerlendirmeler bu veriyle ilişkilidir.

Yani mesele sadece teorik bir muhasebe hesabı değil.

Piyasadaki bazı kurumsal hesaplamalar açısından da önem taşıyor.

Bu yüzden SPK’nın yaptığı değişiklik sadece teknik bir dipnot gibi görülmemeli.

Veri kalitesi açısından ciddi bir sıkılaşma.

Küçük yatırımcı bunu nasıl okumalı?

Bence küçük yatırımcı bu kararı şu şekilde okumalı:

“SPK, gerçekten piyasada olmayan payların piyasadaymış gibi görünmesini istemiyor.”

Bu çok önemli.

Çünkü yatırımcı bazen bir hissede:

halka açıklık oranına bakıyor,

fiili dolaşım oranına bakıyor,

sonra “bu hisse yeterince geniş” diye düşünüyor.

Ama perde arkasında payların önemli kısmı aynı ekosistemde olabilir.

Bu durumda yatırımcı likiditeyi olduğundan büyük sanabilir.

Yeni karar, bu yanılsamayı azaltmaya çalışıyor.

Bu karar manipülasyonu tamamen bitirir mi?

Hayır, tek başına bitirmez.

Ama önemli bir adım sayılabilir.

Çünkü şeffaflık artarsa, gerçek serbest dolaşım daha doğru ölçülürse, piyasanın yapısal analizi de daha sağlıklı olur.

Özellikle düşük gerçek dolaşıma sahip hisselerde, resmi verinin gerçeğe biraz daha yaklaşması bile önemlidir.

Bu nedenle kararın etkisi sadece sayısal değil, aynı zamanda denetim ve piyasa kalitesi açısından da değerlidir.

Burada “serbest fon” ve “özel fon” neden özellikle geçti?

Çünkü karar metni doğrudan bu yapıları hedefliyor.

Sebebi şu:

Bu tür fon yapıları, yatırımcıya ve kurucu yapıya göre çok farklı organizasyonlarla kullanılabiliyor. Bazı durumlarda gerçekten bağımsız yatırımcı havuzu olabilir. Bazı durumlarda ise belli kişilerin dolaylı pozisyon taşıdığı araçlar olabilir.

SPK burada özellikle şunu söylüyor:

Eğer fiili dolaşım dışında sayılan bir yapı, bu fonlarda katılma payı sahibiyse ve bu yüzden ilgili ihraççıda dolaylı ekonomik sahipliği varsa, bu payları da “serbest piyasa malı” gibi görmeyelim.

Yani düzenleme, şekle değil özüne bakıyor.

Bu karar neden piyasada dikkat çekti?

Çünkü Türkiye’de bazı hisselerde yıllardır şu tartışma var:

“Halka açıklık oranı var ama gerçek dolaşım ne kadar?”

“Tahtada görünen mal gerçekten bağımsız yatırımcının mı?”

“Bazı hisselerde fiili dolaşım rakamı olduğundan mı yüksek görünüyor?”

SPK’nın bu kararı, doğrudan bu tartışmaların merkezine dokunuyor.

O yüzden küçük bir teknik güncelleme gibi görünse de etkisi algısal olarak büyük.

Piyasa bunu şu cümleyle özetleyebilir:

“Fonun arkasındaki gerçek sahipliğe bakılacak.”

Yatırımcı bu haberden sonra neye bakmalı?

Bu haberden sonra yatırımcıların özellikle şunlara dikkat etmesi mantıklı olabilir:

Şirketin resmi fiili dolaşım oranı değişiyor mu?

Ortaklık yapısında fonlar üzerinden gelen önemli pozisyonlar var mı?

Hissede görünen likidite ile gerçek serbest dolaşım arasında fark olabilir mi?

Hisse aşırı dar mı?

Endekslerde kullanılan fiili dolaşım verisi güncelleniyor mu?

Yani bundan sonra sadece “halka açıklık oranı kaç?” diye bakmak yetmeyebilir.

Asıl soru şu olabilir:

“Gerçekten piyasada bağımsız yatırımcının elinde ne kadar pay var?”

Sonuç

SPK’nın 5 Haziran 2026 tarihli bu düzenlemesi, ilk bakışta teknik görünse de aslında piyasadaki çok temel bir soruna dokunuyor:

Gerçek serbest dolaşımın doğru ölçülmesi.

Yeni sistemle birlikte:

fonlar üzerinden kurulan dolaylı sahiplik daha fazla dikkate alınacak,

bazı hisselerin resmi fiili dolaşım oranı düşebilecek,

gerçek likidite daha doğru görülebilecek,

MKK verileri 15 Haziran 2026’dan itibaren günlük hesaplayacak.

Ben bu kararı, piyasada “görünen dolaşım” ile “gerçek dolaşım” arasındaki farkı azaltmaya dönük önemli bir adım olarak okuyorum.

Çünkü borsada bazen en büyük sorun fiyat değil, fiyatın dayandığı zeminin ne kadar gerçek olduğudur.

SPK burada zemini biraz daha gerçekçi hale getirmeye çalışıyor.

Yasal Uyarı: Bu sayfada yer alan analiz, öngörü ve grafikler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Hiçbir şekilde yatırım danışmanlığı veya tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararlarınızı kendi analizleriniz ve lisanslı profesyonellerin rehberliğinde almalısınız.

Veriler TEFAS üzerinden alınarak hesaplanmaktadır. Buradaki içerikler bilgilendirme amaçlıdır; yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.